tiroid hastaliklari ve infertilite
-----------------------

 

Korunmaksızın düzenli cinsel aktiviteye ve rağmen bir yıl içinde gebelik gelişmemesi durumunda ‘İnfertilite’den söz edilir. Değişen rakamlar bildirilmekle birlikte infertilite sıklığı %10-15 arası değişmektedir. Teknoloji ve sosyoekonomik seviyedeki gelişmeler infertilite sebeplerinin daha başarılı aydınlatılabilmesine olanak sağlamıştır. Olguların %30 kadarı ‘erkek infertilitesi’, %35’i ‘kadın infertilitesi’ iken %20 olguda hem kadın hem de erkek kökenli sebepler sorumlu bulunmaktadır. Tüm incelemelere rağmen sebebin bulunamadığı ‘açıklanamayan infertilite’ olguları %15 civarındadır.

Tiroid bezi fonksiyonlarındaki anormallik menstruel siklus düzenini bozmakta, ovulasyon (yumurtlama) ile ilgili sorunlar oluşturabilmektedir. Tanısı henüz konmamış hipotiroidi ve hipertiroidi gibi tiroid fonksiyon bozuklukları ayrıca düşük oranlarında artış, çocukta doğum sonrası ve gelişimsel sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

Subklinik hipotiroidi; depo tiroid hormonu FT4 normal ya da alt sınıra yakınken tiroid fonksiyonlarını kontrol eden hipofiz bezi hormonu TSH’ın artmış düzeyleri varlığında söz edilen bir erken evre yetmezlik tablosudur.

İnfertilite söz konusu olan bireylerde subklinik hipotiroidi sıklığı %1-5 arasında değişebilmektedir. Bu olguların büyük bir çoğunluğunda tiroid hormon tedavisi ile hızla düzelebilecek ovulatuvar disfonksiyon ve corpus luteum yetmezliği  vardır. Hafif de olsa bir sekonder Prolaktin yüksekliği yine ovulasyona ayrıca olumsuz etki yaratabilen bir durum olarak bu hastalarda sıklıkla tabloya eklenmektedir.  

Yani gebeliğin başlaması, başlamışsa devam etmesi zorlaşmıştır. Yapılan çalışmalar TSH değeri >2.5 mU/L olan olguların sıklıkla kendiliğinden gebe kalamayan ya da gebe kalmada geciken olgular olduğunu göstermiştir. Bu olgularda erken düşük  sıklığı da artmıştır. Subklinik hipotiroidide düşük doz tiroid hormon tedavisi bütün bu olumsuzlukları yenerek hamile kalma, sağlıklı bir gebelik geçirip sağlıklı bir bebek doğruma şansını artırabilmektedir.

Hipotiroidi tablosu, azalmış tiroid hormon seviyesi (FT3, FT4) buna bağlı eşlik eden sistemik yakınmalar ve yükselmiş TSH değeri ile özellenir. Doğurganlık döneminde bulunan kadınlarda klinik (semptom veren) hipotiroidi sıklığı %2-4 arasıdır. Otoimmun tiroid hastalıkları (Hashimoto tiroiditi), cerrahi (tiroidektomi operasyonu geçirmiş olma), ilaçlar  en sık rastlanan hipotiroidi nedenleridir. Hipotiroidi bu yaş grubunda hem ovulasyonu bozarak (luteal faz yetmezliği, prolaktin yüksekliği, estradiol (E2) sentezinde azalma, androjenik hormon sentezinde artış..) hem de fetusun gelişimini başta sinir sistemini olumsuz etkileyerek bozmakta, erken düşüklere, anomalili doğumlara neden olabilmektedir.

Tiroid hormon tedavisinin gebelik öncesi doğru dozlarda başlanması, gebeliğin dönemlerine uygun takip-doğru zamanlı doz değişimleri yapılması tüm bu sorunları başarıyla çözebilmektedir.

Gerek subklinik hipotiroidi ve gerekse de klinik hipotiroidi de kullanılan insan tiroid hormonu preparatlarının gebeliğe hiçbir olumsuz etkisi olmadığı gibi sağlıklı bir gebelik geçirmek, gebe kalabilmek, sağlıklı bir bebek doğurabilmek için kullanımının şart olduğu asla unutulmamalı, doktor taviyesi olmadan ne doz değiştirme ne de ilaç bırakma gibi riskli uygulamalar hasta tarafından kendiliğinden yapılmamalıdır.

Hipertiroidi sıklığı benzer şekilde toplumda %1-5 arası değişmektedir. Adet düzensizlikleri hipertiroidisi olan kadınlarda %60-65 arasındadır. Bu tablo sıklıkla gebe kalmaya engel teşkil edecek güçde değildir. Zira ovulasyon daha az etkilenmektedir. Ancak gebelik başladığında aktif olan bir hipertiroidi hem fetus hem de gebe için çok ciddi riskler yaratabilecek bir hastalık haline dönüşebilmektedir. Bunda hipertiroidinin en sık rastlanansebebi olan Graves hastalığı isimli otoimmun tiroidit tablosunun gebelik hormonları etkisiyle güç kazanmasının rolü büyüktür.

Sebebi ne olursa olsun hipertiroidi tablosu gebelik başlamadan tedavi edilmeli, en azından ötiroidi (normal hormon seviyesi) sağlanmalı, gerekiyorsa tedavide kullanılan ilaçlar gebelik için daha az riskli olan gruptan seçilerek işe yarayan en düşük dozlarda kullanılmaya çalışılmalıdır. Gebelik başladıktan sonra ise takip 1-2 aylık periyotlarla ve bir riskli gebelik uzmanı (perinatolog) ile koordine olarak yapılmalıdır

 

 

 

Yazıcıya Gönder